30 Kasım 2010 Salı

Çok uzun bir ara oldu

2 yorum
Bloğum tozlandı, belki de kimse uğramıyordur artık. Blog yazanlar beni anlayacaktır, hani bazen eliniz gitmez ya yazmaya işte ondan oldu bana. Türlü türlü bahaneler de bulabilirim ama tam olarak bu oldu. Kendi kendime kaldığım zamanlarda içimi kemirdi tozlanmış bloğum. Ama enerjimi toplayıp oturamadım bir türlü başına. Yazmış olmak için yazmak istemedim. Burayı çok fazla önemsiyorum, bu yüzden galiba...

Son durumumuzdan başlayıp geriye doğru tamamlama yapacağım. Burası Acıbadem Hastanesi. Kardeşim Zafer böbrek taşı düşürüyor, 1 haftadır onun çektiği acıyı hafifletmek için çabaladık. Şimdi daha iyi ama Aralık'ta askere gideceği için hepimiz çok endişeliyiz. Gittiği yere taşını da götürmemesini diliyoruz...

Hastaneye Defne'yi de götürdüm, aklım onda kalmasın diye. Bahçede oyalandık, fındık yedi, süt içti. Olaylardan bi haber "dayday hasta mı oomuş?" dedi :)


28 Kasım 2010 Pazar

Dayday'la sallan yuvarlan

0 yorum
Kardeşim Zafer'in böbrek taşından bahsetmiştim. Dünyada tanımlanmış en büyük acıymış, erkeklerde doğum sancısı gibiymiş. Epidural sezeryan yapan tatlı canım, onun ne hissettiğini anlamadı tabi ama gerçekten çok zor günler geçirdik beraber. Bir gün yine Acıbadem Hastanesi ziyaretinden sonra bize getirdim Zafer'i. Defne 'dayday' diye diye tepesinden inmedi, onu hiç yalnız bırakmadı.

Zafer sayesinde evde çorapsız gezme derdinden de kurtulduk. "Daydaya ne oldu" sorusunun cevabı, tabii ki "evde çorapsız gezmiş, terlik giymemiş, hastalanmış" oldu :)) Duyduktan sonra ayağından çıkarmaz oldu çoraplarını. (sağol kardiş:)

Ben mutfakta birşeyler hazırlarken, Hamit bilgisayarının başında, çalışırken, Zafer'le Defne'ye toystory3'ü kiraladık. Birara dönüp baktığımda o kadar huzurlu görünüyorlardı ki, elimin hamuruyla aldım makinayı elime, bu anı ölümsüzleştirdim :)


Zafer'in eşi Zeynep, yeni başladığı işin eğitimi için bir hafta yoktu. Üzülmesini istemediği için Zafer haber verdirmedi ona. Her aradığında ona çaktırmamaya çalıştık. Bizim ailenin böyle hastalık saklamaları meşhurdur zaten. Babam yurtdışında hastalandığı zaman, ben 2.5 aylık hamileyim diye ne Türkiye'ye döndüğünü söylediler bana, ne de hasta olduğunu. Öğrendiğimde babam iyileşmişti, ben de kritik 3 ayımı tamamlamıştım.

Neyse, Zeyno'nun fotosunun olmamasının sebebi bu. Artık ona özel bir post hazırlarım :)

Defnoş şarapçı gibi elinde biberonuyla keyif yapıyor :) Arada mutluluktan -hıı -hı -hııı gibi sesler çıkarıyor. Sol omzumdaki "otur seyret bunları" derken, sağ omzumdaki "birazdan herkes acıkacak, elini çabuk tut" diyerek beni ikna ediyor :))