21 Haziran 2010 Pazartesi

Bir devrin kapanışı :) mı?

3 yorum
Meme devri, evet. Öyle ballandıra ballandıra, kendinden geçercesine, hatta bazen bizi bile imrendirerek emdiği memeyi bu gün itibariyle bıraktı Defne :) Bazen "ne kadar güzel emiyor bu emziği, eskimiş çöpe gidecek olanı bir denesem mi" dedirtecek kadar severek yaptığı bi aktiviteydi. Hatta yaşamının büyük bir parçasıydı. Onunla uyur, tv seyrederken en keyifli zamanlarında bi birini emer, çıkarır ötekine geçerdi. Nasıl oldu derseniz, çok kolay oldu. Ben bile inanamadım :))

Burger King'in küçük sarımsaklı mayonezini ananesinden istemiş. O da bu senin sevebileceğin bir şey değil demiş. Israr edince açmış. Defne biraz yalamış ve "iğyenççç" demiş. Annemde bir ampul yanmış ve memesini mayoneze sokmuş. Eskilerden gelen yöntemleri denemeye kıyamadığı için bugüne kadar hiçbir teşebbüste bulunmayan annem bunu çok zararsız aynı zamanda da etkisiz bularak bir denesem ne çıkar ki demiş. Mayonez durduça beyaz rengini kaybedip şeffaf yağlı bir tabaka olmuş. Defne ara sıra isteyip, parlayan emziği görünce "emmiycem, isteeemiyom" diyerek reddetmiş.

Miş'lerle muş'larla masal kıvamında bir hikaye oldu. Tüm bunlar evde yaşanırken ben işteydim. Akşam emziksiz Defne'yle karşılaşınca gözlerime inanamadım. Hikayeyi dinleyince de ne yalan söyliyim, geçicidir dedim. Ama benim kararlı ve iradeli kızım 2 gün boyunca ağzına bile sürmedi. Dün gece uyumadan önce yine istedi, sonra hatırlayıp vazgeçti. Sütünün olduğu biberonu elime verip acele acele "çikay çikay" dedi. Çıkardım verdim eline, bir iki çekti ama sanırım o tadı vermedi. Attı ve uyudu.

İnşallah kalıcı bir durumdur. Bu 2 günlük süre boyunca Defne'nin konuşmasında inanılmaz bir ilerleme farkettim. Normalde tek cümleyle yetinen Defne artık ağzı da boş kaldığı için birbirine bağlanan 3-4 cümle kurabiliyor.

Örnek:

Ben: hadi kızım ben işe geç kaldım, kalk artık

Defne: ben de geç kaldım

Ben: ben işe gidiyorum tatlım, sen nereye geç kaldın ki?

Defne: parka

Ben: e napıcaz şimdi?

Defne: beraber kalıcaz

:))

20 Haziran 2010 Pazar

Hereke bölüm 2

4 yorum
Ayrı kaldığımız zamanlarda ona giderken küçük bir hediye götürmeyi adet edindik. Mutluluğuna mutluluk katmak, belki de içimi rahatlatmak. Ayrı olduğumuz zamanlarda tam da tarif edemediğim garip bir suçluluk duygusu hissediyorum, tam o da değil tanımı, ama onun gibi bir şey...
İşte sevinen, şımaran, dans eden Defne :)


Bu kadar rahat olacağımı hiç düşünmezdim. Kirlenmek güzeldir sloganı felsefem olmuş. Önce biraz oturuyor, tepkime göre yerlerde yuvarlanıyor o da :)))

Bu da pazar kahvaltımız. Orda her şey sanki dalından yeni koparılmış gibi. Temiz hava da iştah açıyor, yedikçe yiyoruz valla.



Tren yolu hemen orda. Defne'nin bu evde en sevdiği şey. Gelenleri karşılıyor, gidenlere hoşçakal diyor.







Yediklerimizi eritmemiz lazım di mi ama :)) O sıcakta yürüyüş de pek mantıklı değilmiş, eve gelince anladık. İyi ki buz gibi Miller'lar var.. Bir de sonradan oluşacak bira göbeği :)))

Anenem pazar akşamı balkondan bizi yolcularken çok buruktu. Kalabalığı çok seviyor ama ne yazık ki o kalabalığın çoğu çalışıyor. Balkondan bize el sallayışı, keşke daha fazla zaman geçirebilsek dedirtti bana...

Tren yolculuğu pek de iyi bir fikir değilmiş. Dönüş yolunda yorulduk, yol bitmedi.



İşte bir haftasonu da böyle geçti.

19 Haziran 2010 Cumartesi

Bekle bizi Defnecim

0 yorum
Evde bir boşluk, konuşacak konu bulamama, oyuncaklarına bakıp sonra birbirimize takılıp konuşmadan bakışma, hazır yemek ve film izleme, arkadaş ağırlama, onlar varken de yine Defne konuşma, arkadaşlarla dışarda vakit geçirme, birbirimizin sohbetine doyma, sallanarak işten dönme derken Defne'ye gitme vakti geldi :))

Hamit'le Defne'siz geçen günlerimiz nihayet bitti ve yola çıktık. Sabah erkenden kalkıp, evde kahvaltı yapmayı bile vakit kaybı olarak görüp, yolda birşeyler atıştıralım deyip çıktık. Bu sefer trenle gitmek istedik. Genelde arabayla gideriz Hereke'ye. 70km. uzakta yakın bir kasaba.
Biz eve girdiğimizde Defne öğlen uykusundan yarım uyanmış, sallan yuvarlan yapıyordu ananesiyle. Bizi gördü ve "inanmıyooooomm" dedi. Onun o mis kokusu, öğrendiği yeni ve uzun cümleler, bizi gördüğüne sevindiğini gösteren dans şovlarıyla uzun süre kendine hayran hayran baktırdı.
Bir gün önce gece geleceğimize inanmış bir şekilde. Her tren geldiğinde "abi binmeee tiyene, annem binicek. babam binicek" diyerek bizi beklemiş. Demek ki özlemiş, keşke o sağnak yağmura rağmen gece gitseydik dedik Hamit'le.
Haftasonumuzu orada geçirip, pazar akşamı mutlu mesut döndük, tabi cümbür cemaat :)) Fotoğraflar diğer postta :)

18 Haziran 2010 Cuma

Aşkımla kaçamak :)

0 yorum
Bugün ajansta oturmuş öğle yemeğinde ne yesem diye düşünüyordum. Bize yaptığı çaylarla kendimizi evimizde hissetmemizi sağlayan Emine Abla'nın acilen Sarıyer'e gitmesi gerekiyormuş. Benden götürmemi istedi, tamam dedim ve hemen yola çıktık.

Sarıyer'den dönerken gördüğüm İstanbul aklımı çeldi. Herkes işteydi ve her yer bomboştu.

İstanbul da bu güzel havada sanki bizi ağırlamak istiyordu. Ya da bana öyle geldi :))


Maslak istikametinde giderken Hamit'i aradım. Öğle yemeği teklifimi hemen kabul etti :)) Liseli kızlar gibi sevindim ben de :))


Tekrar sahile indik onunla. Rastgele bir yere girdik. Hava o kadar güzeldi ki zaten ne yesek de iyi gelecekti :)

Konuştuğumuz konu yine Defne'ydi. Bakışa bakışa, konuşa konuşa tabaklarımızı bitirdik.

Yemek de güzeldi şansımıza :)


Sevgili kızım, arada anneyle baba böyle kaçamaklar yapıyorlar. Eski günleri yadediyorlar. Sonra konu yine sana geliyor, her hareketini defalarca konuşup, ilk kez duyuyormuş gibi şaşırmış ifadelerle dinliyoruz birbirimizi. Seni çok seviyoruz...

17 Haziran 2010 Perşembe

Fatoş & Gülşen

0 yorum
Kızlarla buluştuk. Bu ekip genelde çok komiktir, hep güleriz, çenelerimiz ağrıyana, koltuklardan kayana kadar :)

Sizi çok özlemişim Fatoş'cum ve Gülşen'cim. Eski günlerden konuşmak, anılarımızı yad etmek çok güzeldi. Defne'den uzak olduğum zamanlarda kendimi atmak isteyebileceğim bir masa :)

16 Haziran 2010 Çarşamba

Özledim seni been

2 yorum
Defne ananesiyle Hereke'ye gitti. İlk kez birkaç gün ayrı kalıcaz. Ajanstan çıkıp koşa koşa eve gitme durumum yok. Bocalıyorum, acele acele hareket ederken birden yavaşlıyorum. Kafam yapılacaklar, alınacaklar listesiyle de dolu değil... Defne'yi özlüyorum hem de daha ilk günden...

Bu kısa ayrılıklara alışmam gerekiyor bunu biliyorum. Hem Defne de çok mutlu oluyor. Hereke'deki ev çok güzel, kocaman bir balkonu var. Önünde tren yolu, onun da önü deniz. Mis gibi havası var, iştahı da açılıyor. Kocaman bi parkı var, sıkıldığında seyredeceği balıkçılar...

Bu günlerde bana düşen, gitmeden önce tatlımın üstünden çıkan body'sini koklamak galiba :)

15 Haziran 2010 Salı

Küçük ressam

6 yorum
Hamit'in ikea'dan aldığı ressam sehpası. Birkaç gün arayla oturup birlikte resim yapıyorlar. Hamit'in resmi çok iyidir, yaparken hayran hayran seyrettirir beni. Defne daha katılımcı, seyretmek ona göre hareketsiz geçecek birkaç saniye demek, hiç tarzı değil tabii :)))

Bugüne kadar yapıp sildiklerini kaçırdım ama bundan sonrakilerin
resmini çekmeyi düşünüyorum. İlk eserleri bu olsun,
adı daaa "çilli horoz"

İşte eli işte, gözü oynaşta Defne :))


Salatalığa hala "nea-tıkı-tıkı" diyor. Helikoptere "hop-tey-tey". Genelde bir şey isteyince "ver yaa" diyor, ama böyle değil, nasıl demeliyiz deyince de "veyii-mi-si-kaa" diyor (verir misin)

donduma va mı donduuma

1 yorum
Dayısının dondurmasını macun yaptı, eritti. Sonra kaşık kaşık yedirdi. Öyle bir bulamaçı başka zaman öldürsen yemeyen dayı, yeğeninin ellerinden dünyanın en lezzetli tatlısı gibi yedi :)))

O gece mojito partisi yapmıştık. Zeyneb'le ben önce biraz burun kıvırmış, sonra tadına doyamamıştık. Tekrar istiyoruz dayııııııııı :)

11 Haziran 2010 Cuma

Bıcııı

2 yorum
Banyo yapalım deyince çılgına dönüyor sevinçten. Hiç böyle sevinen çocuk görmemiştim, şansıma gördüğüm çocuklar sudan korkar, yıkanırken ağlardı. Defne su kızı sanki. Hadi artık kalk ayağa yıkanıp çıkalım dediğimde tekrar tekrar yatıyo suların içine " ı ıhhh iss-tee-mi-yomm" diyor ağzını doldura doldura :))
Posted by Picasa

Koşarken düştü

4 yorum
Dedesiyle parka gitmişlerdi. Parkta çok hızlı hareket etmesinden endişelendiğimizi daha önce yazmıştım. Bir yandan kalbim küt küt atıyor, bir yandan da özgürlüğünü kısıtlamayalım diyordum. Yine öyle hızlı hızlı koşarken düşmüş, gözünün kenarı kızarmış. Buzu akıl edemeden şişti :( Çocuk bu düşe kalka büyüyecek lafını tekrar sorgular olduk hepimiz....

Ne oldu diye sorunca parmağını değdirmeden yaklaştırıp, 'kızaaydi, acidi' dedi.

Yine de hiç naz yapmadı. Ara sıra 'yine acidiii yaaa' dedi canım kızım....

Sabah kalktığımızda biraz şişmişti. İçim parçalansa da kimseye belli etmedim. Çocuk ya bu, düşecek ya :(

Ananesi görünce sabah gözyaşlarına hakim olamadı. Sizde böyle değildim, Defne bambaşka diyor...

Sağol shabby

9 yorum
Shabby blogs diye bir site var. Ara sıra tasarımlarını incelemek hoşuma gidiyor. Böyle bir hoşluk yapmışlar. Ben de içlerini Defne'yle doldurmak istedim :)



10 Haziran 2010 Perşembe

Yaşasın ben de sobelendim :))

3 yorum

Duru Meleğin Annesi Ayşegül beni sobeledi :)


Daha önce sobelenenleri okur dururdum. Ne güzel herkes birbirini tanıyor diye düşünürdüm. Onların arasına gireceğimi, başkaları tarafından okunacağımı bir de üstüne sobeleneceğimi aklımın ucundan bile geçirmezdim :)


Bu zevki de yaşadım, sağol Ayşegül'cüm :)


1.Nasıl Giydiriyorsunuz?

Evde ve dışarda rahat hissetmesini istiyorum. Havaların ısınmasıyla bütün fazlalıkları da attık. Evde body ve şort giydiriyorum. Bazen body'nin de onu sıktığını düşünüyorum. O zaman her şeyi çıkarıp, takıyorum bir elbise üstüne, geçip koltuğa onu seyrediyoruz :) Dışarıda da bu yaza kadar genelde jean üzerine uzun kollu bir body, üzerine de sweatshirt alıyorum. Jean giymeyi ben çok sevdiğim için sanki ona da en çok o yakışıyor gibi geliyor :) Çalışan anne olduğum için Defne ananesiyle birlikteyken o daha şık giydirmeyi tercih ediyor. Elbiseler altına külotlu çoraplar, süslü etekler... Defne onunlayken hanımhanımcık, benimleyken salaş bi kız oluyor. İyi oluyor ilerde seçmesi kolay olacak :)

2.Marka mı ? Pazar mı ? Semt butiği mi? Nerelerden alış veriş yapıyorsunuz bebelere ?

Genelde çoğu kıyafetini Gap'ten alıyorum. Diğer alışveriş yaptığım yerler; ZaraBaby, Debenhams, B&G, Benetton, C&A, Adidas, Nike, Oysho (bazen bebekler için birşeyler oluyor) Mothercare (artık sevmiyorum bu mağazayı, büyüdükçe uzaklaşıyoruz) Ara sıra Olivium'un arka sokağında bulunan Çiçek Export'a gidiyoruz, çok uygun ve kaliteli kıyafetler oluyor.
Çabuk büyüdüklerini ve fazla pahalı şeyler alınmaması gerektiğini bilmeme rağmen, yine de dayanamıyorum.

3.Haftada 3-5 defa makine döndüren çamaşır canavarlarının cicilerini ütülüyor musunuz?

Şengül Ablamız sağolsun, Defne'nin bütün kıyafetlerini ütülüyor. Bu konuda şanslıyım. Bloğumu okuyorsan ellerine kollarına sağlık Şengül'cüm :)

4.Terlik mi Sandalet mi?

Geçen gün Nike'ın pembe bir sandaletini aldık. Çok rahat, makina da rahatlıkla yıkanabiliyor. Terlik konusunda da birşeyler yapmam gerek çünkü evde hepimizin terlikleriyle yürümeye çalışıyor, bazen düşüyor. Crocs almayı düşünüyorum, arkadan bantı olanlardan. Evde terlikmiş gibi giyer belki.

5.Şapka sorun mu ? Nasıl çözüyorsunuz?

Evet büyük sorun. Defne hiç sevmiyor. Bebekken mecburen bandana takıyordum, onu çıkaramıyordu. Bakalım bu yaz ne yapacağız?

6.Malum deniz mevsimi açıldı.Mayo kullanıyor musunuz? Öneriler ?

Geçen sene tatile giderken Burcu Teyzesi
ilk bikinisini almıştı Defne'nin. Bu sene bir mayo ve tek alt aldım. Fırfırlı bi'şey :))


Bende aşağıdaki arkadaşlarıma sobee diyorum :))


bahar ve egemen

sibel ve pelinsu

çokoprenses ve ceren

şuşu ve öyküsü

Uyku halleri

2 yorum
Yine bir uyku postu. Eeee kızım bana çekince uyku hallerinden başka ne çıkar ortaya :))
Bu sefer yardımcı oyuncu dalında baba yerine anane var. Annem iki gündür bizde kalıyor. O Defne'siyle en mutlu uykularını uyurken, ben de döne döne uyumanın keyfini çıkarıyorum.
Onlara dalmışken işe geç kalıyorum, geç kaldıkça oyalanıyorum. Nasılsa geç kaldım artık diyorum. İşteki 5-10 dakika ile evdeki saatlere bedel o anı kıyas bile yapmıyorum. Kıskançlık duygusu tavan yapınca atıyorum ben de kendimi yatağa :))

Posted by Picasa

CocaCola milli takım taraftarı

0 yorum
Ben uzun yıllardır CocaCola koleksiyoncusuyum. Çok güzel bir grubumuz var. Zaman zaman geziler, etkinlikler düzenlenir. Sık sık da hediyeler gelir. Gelen hediyelerle bile koleksiyoner olmak mümkün. İşte son gelen hediyemiz :)
Borazana düdük, şapkaya etek, eldivene de yastık diyor :)) onun gözünden hayat bu :)))

Posted by Picasa

8 Haziran 2010 Salı

Elbise sezonu :)

2 yorum
Şu yağmurlu günü, güneşli bir sabah çektiğim çiçekli elbiseli
Defne'yle kapatmak istiyorum.
Posted by Picasa

Babayla anne kaçamak yaptılar

0 yorum
Son haftalarda Işın Karaca diye ağaca çıkmıştım, Açıkhava'da kesin çıkar diyorduk Burcu'yla konuşurken. Ama baktık yok, takibe almıştık. Sağolsun Engin, Balans'ta çıktıklarını öğrenince bana 2 kişilik davetiye hediye etti.

Defne'yi ananesinin güvenli kollarına bırakıp bir gece kaçamağı yaptık. İyi ki de yapmışız, harikaydı. Kimse yerinde duramadı. Özellikle son albümünden parçalarla aldı götürdü hepimizi. Enerjisi muhteşemdi.



(Yukarıdaki 3 fotoğrafı Işın Karaca'nın sitesinden aldım. Ben kendimi kaybetmiş şekilde dans ederken o biri bu güzel fotoları çekmiş. Fotoğrafçının ellerine sağlık :)

Bu da benim iphone'umla başarısız gece çekimim. Işın Karaca sevenler için küçük bir kuple :)


Annecim, ara sıra bize bu küçük molaları sağladığın için sağol. Defne seninleyken içim rahat...