29 Ocak 2011 Cumartesi

Anneler ve çocuklar

2 yorum
Neslihan uzun süredir nurturia diye bir grupta yazıyordu. Cuma günü Neslihan'la rutin sohbetimiz sırasında bir buluşmadan bahsetti, beraber gidelim dedi. Orada hiç kimseyi tanımıyordum ama 14 yıldır tanıdığım bir arkadaşım gel diyordu sonuçta :)

Onunla fazla görüşemediğimiz için gitmek istedim. Hem Doruk'u hem Neslihan'ı çok özlemiştim. Her gün yazışıyorduk, hayatlarımızdan kaçırdığımız bir şey yoktu ama yüzyüze konuşmak, sarılmak gibisi var mı?

Defne'ciğim çocuklarla buluşmaya gideceği için arabada uslu uslu oturdu. Bu aralar kendi küçük çantasıyla geziyor. Hamit'in aldığı minişlerin çantası. İçinde caillou eşleştirme kartları, tinkerbell'leri, blistex (kendine göre ruju), minik lego broşürü (ona da cüzdan diyor), bir tane de minişi var. -Bu da kızıma hatıra olsun, unutmasın ilk çantasında neleri olduğunu-

Kolunda bu çantası, bilek hafif bükük (louvuitton taşıyan, bileği bükük kızlarla çok dalga geçmiştim:) Ataköy Sahan'ı bulduk.

Sarıldık, öpüştük, yeni annelerle ve çocuklarla tanıştık. Doruk'la Defne çok komikti. Aşağıdaki resimlerin hiçbirine kıyamadım. Yanyana koyunca küçük hikayesi olan kısa film gibi olmuş :)



Doruk'la langırt ve buz hokeyi oynadılar. Defne ilk kez oyandığından çok hoşuna gitti. Birlikte güzel vakit geçirdik. Her ne kadar koşturmalı geçen bi gün olsa da bizim için çok keyifliydi.

Her etkinliğin vazgeçilmez aksiyonu "yüz boyama" tabii :)) Defne kelebek oldu, Doruk spiderman. Nesli spiderman resimlerinden göndermediği için koyamadım. Kokoş Defne ablasıyla resim çektirdikten sonra ayna aradı, neye benzediğini görmek için :)))

Burdan sonra bir alışveriş merkezine gittik Defne'yle ikimiz. Mudo'da beğendiğim ama almayıp, indirime sakladığım bir çanta vardı. Onu aldım. Defne için biraz daha eğlenceden sonra eve döndük. Ben bitmiş, Defne'yse sabah uyanmış kadar dinçti :) Babasının gelmesini bekleyip kelebek yüzünü gösterdi ona. Sonra da banyo ve cuppa yatak :)))

24 Ocak 2011 Pazartesi

Aile saadeti :)

2 yorum
Başarısız tiyatro girişimizden sonra günü biraz olsun toparlamak için önce Yeniköy'de yemek yedik. Sonra Maxitoys'ta Defne'yi eğlendirmek için Metrocity'e gidelim dedik. Burası baş ağrısı yapmayan alışveriş merkezlerinden bizim için.

Hala yılbaşı konsepti duruyorken birkaç resim çekmek istedim. Defne garibim, "şu ağacın önüne geç, kardanadamın önünde dur, biraz bu tarafa bak, hem de gülümse" komutlarına nasıl da uymuş baksanıza :))

Joker'de coşan, enerjisini atan Defne öğle uykusu uyumadığı için biraz mahsunlaştı. Uzun zamandır işleri sebebiyle bizimle vakit geçiremeyen Hamit'se, hiç sıkılmadan onu kucağında taşıdı.

Benim de şarjım bitmek üzereyken aklımıza Starbucks geldi. Defne'nin bize izin vermesi için de Joker'den bir rüşvet aldık :) Elinde kovasıyla babasının kucağında öyle tatlıydı ki...

Starbucks'ta ilk sözü "ben kevve içicem' oldu tabii ki, her kahve seven insan gibi :) Kafeinsiz çocuk sütlü bir kahve ısmarladım kızıma. Babaya her zaman ki gibi sade türk kahvesi, Starbucks bile olsa, milliyetçi bir seçim ;)

Onlar eğlendi, ben de bu güzel manzaraya karşı Latte'mi içtim afiyetle...

Hamit'in yetenekli parmaklarından çıkan şahaserler de aşağıda. Yorgunken uzaktan baksam gerçek sanabilirdim. İnşallah kızımız yetenek genlerini Hamit'ten almıştır. Benimkilerle biraz zorlanabilir ;)

Ohh tatlım, afiyet olsun...


Tiyatro aşkımız tek perdelikmiş

0 yorum
Son bir haftadır bunu planlıyordum. Defne'yi ilk defa tiyatroya götürecektik ve bence çok sevecekti. Defalarca tiyatroyu arayıp, akla gelmeyecek soruları sordum, kendimce mükemmel bi plan olmuştu.
Kaç gündür bana "inanmıyoyum, tiyatyoya gidicez" deyip duruyordu, yemediği yemekleri bile onun sayesinde yediriyordum. Gidişimiz ve fuayede geçirdiğimiz süre resimlerden de anlaşılacağı gibi harikaydı.

Çocukların orada satılan portakallı kekleri yediğini gören Defne (buranın formatı bu herhalde diye düşünmüş olacak ki:) kek bile yedi :))


Japonlar gibi her köşede resim çektim. Hamit "yeter artık, çekme der" gibi bakıyordu. Kimin umurundaydı ki, kızım ilk defa tiyatroya gelmişti :))

Birkaç fotodan sonra kapılar açıldı. Yerimize oturduk. Defne etrafı incelerken onun koltuğuna montlarımızı koyup, yükseklik yapmak istedik. Çocukların sahneyi görebilmesi imkansızdı, tecrübeli anne-babalar yanlarında birşeyler getirmişlerdi. Keyfe gelen Defne sütünü istedi...

Derken ışıklar söndü, perde açıldı, müzikler başladı. Sahneye 1,70cm boylarında kırmızı çizmeli bir kedi çıktı. Bunu gören Defne biraz işgillendi ama çok da çaktırmadı. Önce kucağıma gelmek istedi, sonra zorla koltuğunun kolçağına oturdu. Bakışlarından "bir yolunu bulup, buradan çıkmam lazım" mesajını almıştım ama bozuntuya vermedim :)

10 dakika arada lavaboyu ziyaret ettik. Tekrar salona dönmek isterken Defne "içeri girmek yasak, bitti. hadi gidelim" dedi. Bir etkinliğe para vermiş Türk misali biraz uğraştım girmek için. Hamit zorlamayalım deyince artık ben de vazgeçtim.

2, perdeyi merak ederek, tiyatrodan hoşlanmayan kuzumuzla ayrıldık oradan. 2. denemeyi ne zaman yapsam acaba? :))

19 Ocak 2011 Çarşamba

Banyo

2 yorum
Ama bu sefer banyo yapan benim. Yok artık bu da yazılır mı dediğinizi duyar gibiyim :)) Vallahi benim için çok güzel bir akşamdı, yazmadan edemedim. Akşam Hamit geç gelecekti ve ben artık banyo yapabilmek istiyordum.

Defne'nin yanına oturdum, "defne'ciğim banyo yapmak istiyorum. biraz televizyon seyreder misin?" diye sordum. Büyük bir olgunlukla "tamam" dedi ama ben anladığından emin olmak için bir kez daha sordum. "tamaaam, yıkanaabiliisin" dedi bana. Iphone'u istedi bir tek benden ekstradan.

Benim kızım büyümüştü, evde bana arkadaş olmuştu artık, oturup bunu düşündüm. Onun ihtiyaçları için ben varken, şimdi benim rahatım ve konforum için o bana çözüm olmuştu. Çok hoşuma gitti bu lüks :)


Ben yokken bunları seyretti. Playhouse'un gece şapkasından anlaşılacağı üzere çocuklar için uyku saati çoktan geçmişti. Defne bu çocuklar arasında istisna mı, çoğunluk mu, bunu çok merak ediyorum.

İçeride kendi kendine oyalanan ve beni sabırla bekleyen kızım bu gece içimi bambaşka duygularla doldurdu. En mutlu banyom bu oldu :)

17 Ocak 2011 Pazartesi

Bay bay prima premium care,

10 yorum
merhaba kokoş külotlarla süslü atletler :))

Bu işi nasıl halledeceğimizi düşünmek, araştırmak, tecrübeleri okumak ne kadar uzun sürdüyse bu bezden kurtulma mevzusundan kurtulmamız o kadar kısa sürdü. Önemli olan bizim hazır olmamız değil, Defne Hanım'ın keyfinin gelip, canının istemesiymiş. Hoş bunu da okumuştum ama "olur mu canım öyle şey? anne ve ekibi karar verir, çocuk da mecburen uyum sağlar" diyerek reddetmiştim :))

Uyumadığı tüm saatlerde bezsiz gezdiriyorduk. Her şey bize göre harika ilerliyordu. Ta ki Gülşen'le kahve içerken ona bundan bahsedene kadar. Bana uyuduğu zamanlarda bez bağlamanın ne kadar kafa karıştırıcı birşey olduğunu uzun uzun anlattıktan sonra, genelde hayata karşı yumuşak biri olmasına rağmen "hemen, bugün, o bezi çıkarın" dedi. Oğlu Efe 9 yaşına gelen tecrübeli bi anne bunu söyleyince, eve gider gitmez, herkese yeni planı anlattım.

Oyuna daldığı zamanlarda kazalar olduğu halde, yatakta henüz hiç kazamız olmadı. Defne çok uyumlu bir çocuk. Yeter ki aklına yatsın, mantıklı olan şeyleri kabul etmesi zor olmuyor. Bez konusunda da beni şaşırtmadı, sanırım hayatımızdan tamamen çıktı :)

Prima kelimesi artık bana sadece prima donna'yı hatırlatıyor :))) (şımarıklığın bu kadarı:)

1 Ocak 2011 Cumartesi

Yeni yıla böyle girdik, bütün yıl gezer miyiz?

0 yorum
Ankara dönüşü yılbaşı gecesi yoldaydık. Hamitciğim, bari manalı bir yerde yeni yıla girelim diye çok uğraştı ve bizi Berceste'ye yetiştirdi sağolsun.

Değişik bir yılbaşı oldu, kızım uyuyarak girdi. Bakalım 2011 bize neler getircek?