30 Aralık 2010 Perşembe

Asker dayday yemin etti

2 yorum
Zafer'in yemin töreni (yılbaşı sebebiyle diye tahmin ettik) erkene alınınca apar topar hazırlandık, yola çıktık. Kardeşimi asker kıyafetleri içinde görecektim. Hiç de bu kadar ayrı kalmamıştık onunla. İkimiz de evlensek de o benim hala küçük kardeşim.

Diğer taraftan Zeyneb izin alamadığı için bizimle gelemeyecekti. Ve arabada yolculuktan hoşlanmayan hatta nefret eden bir küçük kızım vardı. Güle oynaya bir yolculuk olmayacağına kendimi hazırladım ve gecenin bir yarısı, aslında tam da Defne'nin derin uykusunda yola çıktık. Tatlı kuşum beni mahçup etti tabi, harika bir yolculuktu. Ankara il sınırında uyandı, biraz sıkıldı, karnı ağrıdı ama sonuçta o kadar kilometreyi rahat geldiğimiz için bunu tolere edebildik.
Yemin töreni için binlerce insan gelmişti. Hava şansımıza yağmadı ama çok soğuktu. Ankara deyince herkesin aklına o kuru soğuk geliyor zaten. Neyse soğuk bizi çok üşütemedi, Zafer'i göreceğimiz fikri içimizi ısıttı. Uzun sıkıcı konuşmaların bitmesini bekledik. Hala kardeşimi göremediğimiz gibi, kalabalık arasında birbirimizi de kaybettik.


Yemin ederlerken ve istiklal marşı'nı okurken Zeyneb'i aradım. O duyguları o da hissedebilsin diye. Tabi orada olmak gibi olamaz ama o da idare etti artık :)

Ve sonra büyük buluşma gerçekleşti. Meğer benim o küçük, yaramaz kardeşim büyümüş asker olmuş :*) Bir kere evlendiğinde böylesine duygulanmıştım, bir de şimdi. Onunla gurur duydum, onu yetiştiren annem ve babamla gurur duydum...

Sulugöz halimin resmini koymak istemezdim ama tören boyunca neredeyse böyleydim. Bir tanesi anı olsun artık. Defne'nin ilk tepkisi de "kiyafetin hiiç güzel diil" demek oldu dayısına :))

Bunlar de diğer duygusal böcükler :))
Dönüş yolculuğumuz eczaneden mide bulantısı ilacı almayı akıl ettiğimizden dolayı çok rahat geçti. Kendi kendime daha önce neden akıl edemedim diye çok kızdım. İpad'i kucağında çizgi film seyretti, sonra sütünü içerken uyuyakaldı. Harika bir yolculuktu.

17 Aralık 2010 Cuma

Can ciğer kuzu sarmaları

1 yorum
Zeyneb işe başladığı için yoğunluktan daha az görüşebiliyoruz. Aşağıda da yengesi Neyno'yu çok özlemiş Defne'nin mayışmış hallerinden kareler var. Onları öyle görünce bu an kaçmaz dedim :))


Dayısı askerde olunca kızım yengesini böyle avutuyor işte :))
*Elinde sütüyle mest olmuş Defne
**Mest olmuş Defne'yi kollarında ağırlayan, zevkten dört köşe Zeyneb

Ama olmaz ki, böyle de yatılmaz ki

2 yorum
Sen böyle uyursan, anne işe nasıl gider? Aklı nasıl sende kalmaz? Koklar koklar seni anne, döner bir daha geri ama gidemez işte :)

16 Aralık 2010 Perşembe

Defne'yle Demir

4 yorum
Demir Defne'den küçük. Kah itişip kah güzel güzel oynarlar bir araya geldiklerinde. Defne en güzel yemeklerini hep onun yanındayken yer. Bu yüzden sık görüşmelerini çok istiyorum :))

Sevgi pıtırckları sizi :)



Defne'den inciler

4 yorum

Akşam eve gitmek üzere montlarımızı giydiğimiz an;
Defne: "anane, ben gidiyorum. bana gitme de"
Anane: "ah yavrum benim, gitme, nolur. bu gece benimle kal. sarılıp uyuyalım ikimiz"
Defne: "ama gitmem lazım, geç kaldım. işim vaar"
Anane: dumur :)))

Birkaç gün sonra aynı muameleyi görmek isteyen anane sorar;
Anane: "defne, ben gidiyorum evime. bana gitme de"
Defne: "giiit"
Anane: dumur :)))

Bu sabah artık işte olmam gereken saatte hala evde, Defne'nin gönlünü yapmaya çalışıyorum;
Defne: "anne nolur işe gitme. bi daha yapmıycam"
Anne: hüngür...

Anane, Defne ve ben Zeyneb'i ziyarete gittik. Yağmurdan dolayı, onları apartamanın kapısında indirip, arabayı parketmeye gittim. Annem Defne'yle birlikte kapıda beni beklerken;
Defne: "anane zile basmak zorundasın"
Anane: dumur :)))

Çam ağacımızı süsledik, en son ışıklarını yakıp ona sürpriz yapmak istedim. Işıklar yandı, Defne çığlık attı. Ağaca yaklaşıp;
"iyi ki dooodun desnee" deyip, ağacı üfledi :))

13 Aralık 2010 Pazartesi

En büyük askeyy, bizim askeyyy

4 yorum
Kardeşimi dün sabah askere uğurladık. Öyle havaya atmalı tutmalı, şenlikli bir şey olmadı :) Sakin sakin Kavacık Varan'a gittik. Zafer, Zeyneb, babam ve otobüse binerken, annem ve Hamit bize el salladılar. Aramızda bu şekilde bir görev dağılımı yaptık. Defne üşür diye annemle evde olmasını istedik. Son iki hafta dayısıyla çok vakit geçirdiler, kesin onu çok soracak bize...

Zafer Ankara Mamak'ta kısa dönem askerlik yapacak. Bu hepimizin içini çok rahatlattı.

Bu da bayraklı bir klasik asker uğurlama fotosu. Zafer böyle ritüellerden ne kadar hoşlanmazsa geri kalan kısım da bir o kadar bayılır :))
(aa bayraksız olur mu canım:)

Uzun yıllardan sonra otobüsle bir yere gitmek çok hoşuma gitti. Teknoloji bıraktığım yerde kalmamış tabii :)) Kişiye özel küçük ekranlarda herkes kafasına göre takılabiliyor, bayıldım. Ankara'ya gidene kadar 1.5 film seyrettim. İkinci filmin kalan yarısını da yemin törenine giderken seyrederim belki :)

Ankara'da Mamak'ta Kukla Kebap diye meşhur bir yer varmış. Resimde aynada gözüken takım elbiseli taksici olan zatı muhterem götürdü bizi oraya. Bizzat başımızda bekleyip, nasıl güzel mi diye de sordu :))

Ama gerçekten de güzeldi. Oralara yolunuz düşerse aklınızda olsun.

Kardeşimi uğurladık. İnşallah kolay geçer askerliği. Geride kalanlar için biraz zor olacak tabi. En çok da eşi Zeyneb zorlanacak. Hamit'in bir ay yaptığı askerlikte kendi yaşadıklarımı düşününce Zeyneb'i daha iyi anlıyorum. Hep birlikte sabırla bekleyeceğiz artık...

9 Aralık 2010 Perşembe

Caillou masa ve sandalye

4 yorum
Ben bu Caillou'ya iyice sinir olmuşken, Defne'nin sevgisi daha da pekişiyor. Bugünlerde alışveriş listesi çok kabarık, istekleri devamlı artmakta. Listesi şöyle: Caillou masa, konuşan süpürge, dans eden Dora ve saklambaç oynayan tavşan Jojo. Hepsini verip onu şımartmak istemiyoruz, bu yüzden şimdilik sadece masa ve sandalyeyi aldık.

Görünce çığlıklar attı, kimse oturmasın, o benim diyerek sahiplendi. İşte artık masabaşı bir işi olan Defdef :))





Bu oyun hamuru meselesini de çözmem lazım. Her yerde minik minik kurumuş hamurlar var...

8 Aralık 2010 Çarşamba

Babası ve kızı

0 yorum
Defne babasıyla aksiyonlu aktiviteler yapmaktan çok hoşlanır. Büyük yatakta zıplamayı çok sever. Babasını götürür, ellerinden tutup, çığlıklar atarak zıplar. Benim en çok nefes aldığım zamanlar onların zıpladığı dakikalar olur hep ;)

Böyle sakin durdukları anlarsa nadirdir. Sevgi pıtırcığı modundaki kızımın kucaktan kucağa geçtiği bu dakikalar bir ömre bedel oluyor. Bendeyken onu koklamak, babasındayken onları seyretmek, en sevdiğim şey olan marşmelov yemekle aynı hazzı veriyor bana :)

Yeni makinem

0 yorum
Canon eos kullanıyorduk. Ama o kadar büyük ve ağır ki her zaman yanımızda olmuyordu. Amatör makineden profesyonele geçen çok duymuşsunuzdur da benim gibi amatör makineye geçen herhalde başka yoktur :))

Pilli ve küçük bir şey aradım ve şunu aldım. 2 gb hafıza kartı ve yedek pilleri bir de pembe kılıfı var. Aşağıdakiler de makinemin ilk hasatları :))


Gece çekimi kalitesi Canon'la kıyas yapılamaz ama çok sevdim yine de. Pratik olmasından dolayı galiba...


Defne'nin içinde olduğu bütün fotoğraflar o kadar kıymetli geliyor ki bana. Net olmayanları atamayacağım kadar kıyamıyorum. Tahmin edin bendeki milyon fotoğrafı :))



Akşamları böyle kucak kucağayız. Her aklına geldiğinde "seni çok seviyorum" diyor bana. Eriyorum bitiyorum. Öyle sıkı, candan sarılıyor ki "sabahlar olmasın :) işe gitmeyelim" diyorum...

2 Aralık 2010 Perşembe

Yeni hayatlar, yeni hiyakeler....

3 yorum
Bugün bana mesaj atan yeni bir blog arkadaşımla tanıştım. Adı Defne (kızımla adaş), tatlı kızının adı Duru (bizim de isim alternatiflerimizdendi) Tam bu şirin ikiliyi tanıyayım derken Defne'nin bloğundaki bir linkten bambaşka bir hayatla tanıştım... Sonu iyi bitmeyen bir hikayeydi, içinde bin türlü ders içeren...

Sonra kızımın bu fotoğrafını gördüm bilgisayarımda. Son birkaç ayda şikayet ettiğim ipe sapa gelmez sorunlarımı düşündüm. Dert arayıp da bulduklarımdan dertlenen bi şımarık gibi gördüm kendimi.

Nehir'in hikayesi bana öyle bi ders verdi ki, beni öyle bir sirkeledi ki...

Beni kendime getirdiği için, sahip olduklarımın kıymetini bana hatırlattığı için, hayatta sağlıktan başka hiçbir şeyin aslında dert olmadığını bana yine gösterdiği için bu yazıyı yazmak istedim. Boğazımdaki düğüm belki biraz çözülür dedim.

Teşekkürler Duru'nun annesi Defne... Tanıştığımıza çok memnun oldum.