30 Eylül 2008 Salı

Doğum hikayemiz



Sabah 06.45 hastanedeyiz. Ben, karnımda kuzucuğum ve aldığım 13 kilo. Kadrajın dışında endişeli bakışlarla dolaşan biricik eşim, annem, babam, her anı ölümsüzleştirmeye çalışan kardeşim ve dosttan öte iki kişi daha, Gülşen ve Burcu. Defne kızımla aynı bedendeki son resmimiz. Eşim heyecanını benden gizliyor, ben doğuramadan o dokuz doğurdu bile. Annemin ağlamak isteyip kendini tuttuğunu ve artık zorla tuttuğunu anlayabiliyorum. Bense sabah uyandığımdan beri sanki bir başkası doğuracakmış gibi sakinim. Hatta dün gece boyunca rahat bir uyku bile çektim. Detaylı anlatmamın sebebi korkunç doğum hikayelerinden korkan anne adaylarına rahat rahat da doğurulabileceğini göstermek.

Hemşireler apar topar beni hazırladılar. Acele etmeleri beni biraz gerdi ama sabahki ilk doğum olacağı için böyle seri hareket etmişler, sonradan duyunca hakverdim. Sonra yatağımla beraber, o herkesin bahsettiği ameliyathane yolculuğuna çıktım, yanımda eşim ve ipod vardı sadece tanıdık bildik. Asansörde sedyede yatan başka bir hamile ile birkaç cümlelik sohbetten sonra birbirimize şans dileyip, ayrı yerlere doğru ilerledik.

Doktorum Bülent Bey ile epidural anestezi ile doğuma karar kılmıştık. Beni doğum odasının kapısında karşıladı. Oralarda tanıdık birini görmek hoşuma gitti, bana güven verdi. Epiduralin yerleştirilmesi çok kısa sürdü ve acısız bir işlemdi. Etrafta yedi sekiz kişilik bir ekip vardı, onlara göre sıradan bir günün sabahındaki sıradan bir hamileydim. Biraz sonra da sıradan bir bebek doğacaktı ve onlar rutin görevlerini yerine getireceklerdi. İşte epidural bacaklarımı uyuşturana kadar bunları düşündüm.



Bülent Bey'e ne zaman keseceksiniz derken, bebeğimin sesini duydum. O an artık ben de duygularımı ve gözyaşlarımı tutmayı bıraktım. Benim mucizem'di o ve birkaç dakika sonra buluşacaktık. Hep elimi tutan eşimle gözgöze geldik. Kaç ay o anın hayalini kursam da duyduğum mutluluğu ve heyecan gibi karışık duyguları tahmin edememiştim. İnanılmaz bir tecrübeydi. Az sonra meleğimi göğsüme yatırıverdiler, otuz santim uzağımda bir çift göz bana bakıyordu. İçimden hoşgeldin dünyamıza dedim. Adı Defne olsun dedim eşime, bir müddet gözlerimi alamadım. Onun benim olduğuna inanmaya çalışırken hemşireler ona yapılacak test ve bakımlar için yanımdan aldılar. Sonrasında serumdan yapılan bir iğne sayesinde çakırkeyf modda oradan çıkarılmayı bekledim. Böyle bir anı yaşarken eşimin yanımda olması aramızdaki bağları güçlendirdi, işte biz de artık çekirdek aileydik artık...

0 yorum:

Yorum Gönder