25 Ocak 2010 Pazartesi

Kızımın kar macerası

Cumartesi günü sabah uyadığımızda her yer bembeyazdı. Normalde Defne'den önceki Zeynep hemen kendini dışarı atacakken, şimdi hoop dur bakalım nereye dedi bi ses :)) Çıkarsak hasta olur mu? Aman kaç derece oldu ki? Çocuk çok bunaldı, naapsak? sorularıyla hasta olmasından korkup bütün günü evde geçirdik. Ara sıra giydirip camın önündeki karlarla Defne'yi oyalamaya çalıştık. Defne her bunaldığında "kaaa ka kaaaa" diye sayıkladı ama çok soğuktu, ilk kar denememiz için cesaretimiz yoktu... Ertesi gün dışarı çıkacağımıza söz vererek günü evimizde türlü şaklabanlıklar yaparak bitirdik.


Pazar sabahı elektrikler kesildi. Bizim evde elektrik yokken hayat tamamen duruyor. Çay bile yapamıyoruz, elektrikli cam ocağı neden aldığımızı düşünürüm hep bu zamanlarda. Defnenin kahvaltısını yaptırıp kendimizi bir sokak ilerde oturan annemlere attık hemen. Defne'yi o kadar kat kat giydirdim ki, çocuk robot gibi oldu, kıpırdayamadı dışarda. Dilini çıkarıp karların tadına baktı ve her rüzgar estiğinde kikirdedi :))


Resimlerde üç kat şapka çok komik görünüyor, işte hep korkudan...


Dışarda olmaktan çok mutlu oldu tontişim. Kısa sürse de yağan karları yalayarak annemlere vardık.


Arabamın üstüne şöyle bi oturttuk. Popo ıslanacak diye birkaç resim çekip, hemen kaldırdık. Kar kıyafeti almalı kızıma dedim kendi kendime. Sonra da ne kadar kar yağar İstanbul'a, kaç kere giyebilir ki dedim, vazgeçtim...

0 yorum:

Yorum Gönder