17 Temmuz 2010 Cumartesi

Havuz dönüşü

Havuzdan dönerken yürümeye karar verdik. Ben çantayı, Hamit Defne'yi aldı. Babasının omuzunda havuz yorgunu haliyle pelte gibi oturdu. Çenesini babasının kafasına öyle bir dayayışı vardı ki, hayran kaldım ikisine. Duyduğu güvendi sanırım, kendini babasının omuzlarına bırakışı, o gamsız gamsız etrafı seyretmesi...

Ben de japon turistler gibi bir elimde çanta bir elimde iphone, ölümsüz anlar yaratma peşinde :))

Defne'yle ve o kacaman plaj çantasıyla alışveriş niyetim yoktu desem de, gap'in önünden geçerken dayanamadım, bi şapka bakmak için girdik, şapka dışında başka bir sürü şeyle çıktık dışarı. Napıyım indirim vardı :))

Nişantaşı'nın havasını koklamak yetti. Neredeyse bütün okul hayatım burada geçti, 7 yıl Nişantaşı'nda çalıştım, orayı çok severim. En ince ayrıntısına kadar nerede ne vardır bilirim. İş yerim Zincirlikuyu'ya taşınsa da bir ayağım hep buralarda.


Teşvikiye'de Defnoş dondurma istedi, yolun kalan kısmında ben kucağıma aldım onu. Yağmur çiselemeye başladı, romantik romantik yürürken külahından seken dondurma karnıma yapıştı. Kalan dondurmayı yemedi diye ben yedim. Sonra geri isteyince veremedim diye bana çok kızdı. Bir haftasonumuz da böyle geçti :)

2 yorum:

ayşegül on 7 Ağustos 2010 16:50 dedi ki...

ee nerdesiniz siz ? özledik defne kızı

Zeynep'in Defne'si on 8 Ağustos 2010 01:46 dedi ki...

aysegulcum, haftasonu kizima kavustuk. simdi avsadayiz. haftaya izinli olacagim. ondan sonraki hafta dolu dolu postlarla geliyorum :)

Yorum Gönder